Son dakika haberi bulunmamaktadır.   İletişim    Reklam  
                                                                         
HABER16 - Haberin Rengi Değişiyor -
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Web Tasarım | Sanal Tur | Gazete Türk

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

 

Peygamberimiz bayramı nasıl yaşardı?

Asr-ı Saadet'te bayram kutlamaları kadınların ve genç kızların da katıldıkları bayram namazı ile başlardı. Bakın Peygamberimiz bayramlar için neler dedi ve o günleri nasıl geçirirdi...

Kategori  Kategori : Yerel Haberler
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2526
Tarih  Tarih : 30 Ağustos 2011, 16:42

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dr. Emine Gümüş Böke'nin haberi

Peygamber Efendimiz (sas), "Arefe günü, kurban günü ve "teşrik" günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bugünler, yeme içme günleridir." buyurur. Allah Resulü, bayram sabahı güzel elbiseler giyinip mescide giderdi. Bayram namazına kadınlar ve çocuklar da iştirak ederdi. Nebi (sas), bayramı sevinç günleri ilan etmişti.

Toplum ve fert düzeyinde meşrû ölçüler çerçevesinde eğlenmenin bir ihtiyaç olduğuna inanan Hz. Peygamber (sas), Medine'ye hicret ettikten sonra Medinelilerin yılda iki bayram kutladıklarını görüp "Yüce Allah, size o iki bayram günlerine bedel olarak daha hayırlı iki bayram günleri ihsan buyurmuştur." (Ebu Davud, "Salât", 245; Nesâî, "İdeyn", 1) diye müjdelemiş, o günlerin Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı günleri olduğunu haber vermiştir. Müslümanlar, bugünlerde birbirlerini ziyaret eder, bayramlaşır, yer, içer ve meşrû bir şekilde eğlenerek günlerini neşe ile geçirmeye çalışırlar. Hz. Peygamber, bir başka hadisinde ise şöyle buyurmuştur: "Arefe günü, kurban günü ve "teşrik" günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bugünler, yeme içme günleridir." (Ebû Dâvud, "Savm", 50; Tirmizî, "Savm", 59)

Peygamberimiz, bayramları, Müslümanlar için yardımlaşma, dayanışma ve sevinç günleri ilan ederek, bugünlerde, insanların gülüp eğlenmelerine izin vermiştir. Hem dini hem de sosyal yönü olan bu bayramlar Müslümanların kaynaşmasına vesile olduğu gibi yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesine de imkan sağlamaktadır. Hz. Peygamber, Müslümanların sevinç ve üzüntülerinin paylaşılmasını istemiş ve sadece bayramlarda değil, her zaman karşılıklı yardımlaşmayı emretmiştir. O'nun, konuyla ilgili emir ve tavsiyelerini hepimiz biliriz. Toplum dayanışmasını sağlamak üzere maddi durumu müsait olanların, Ramazan Bayramı'nda, her bir aile ferdi için fitre vermelerini; Kurban Bayramı'nda ise kurban kesilmesini emretmiştir. Ayrıca Kurban Bayramı'nda farz namazlardan sonra teşrik tekbirlerinin getirilmesi de O'nun sünnetlerindendir.

BAYRAMDAKİ TATLI GELENEĞİ NASIL BAŞLADI?


Asr-ı Saadet'te bayram kutlamaları musallâ (namazgâh) adı verilen geniş bir alanda kadınların ve genç kızların da katıldıkları bayram namazı ile başlardı. İlk defa bayram namazı musallâda hicretin ikinci yılında, Kurban Bayramı'nda Zilhicce ayının onuncu günü kılınmıştır. Peygamberimiz, bayram namazlarını, hava yağışlı değilse, Mescid'in biraz uzağında bulunan musallâda kıldırırdı. Kurbanını da burada keserdi. Bayram namazına gitmeden önce gusleder ve en güzel elbisesini giyerdi. Hz. Peygamber musallâya giderken ve evine dönerken farklı yollardan geçmeyi tercih ederdi. Ramazan Bayramı namazına çıkmadan önce birkaç tane hurma yerdi. Onun hurma yeme âdeti bir sünnet telakki edilmiş; bu anlayış, bayramlarda tatlı ikramı geleneğini doğurmuştur. Kurban Bayramı'nda ise hiçbir şey yemez, kesilen kurban etinden yerdi. Bayram namazı kılınan yere gelince önce iki rekat bayram namazı kıldırır, sonra da ayağa kalkıp cemaate dönerek hutbe okur, vaaz ve nasihatte bulunurdu. Daha sonra arka saflarda bulunan kadınların tarafına giderek onlara da öğüt verirdi.

DOSTLARINI EVLERİNDE ZİYARET EDERDİ

Peygamberimiz, her zaman arkadaşlarıyla görüştüğü gibi bayramlarda da onları evlerinde ziyarete gider, ikramlarını kabul ederdi. Kendisi de misafirlerine ikramda bulunurdu. O, Müslümanlar arasında dargınlığı hoş görmemiş ve "Bir Müslüman'ın diğer Müslüman'a üç günden fazla dargın durması helâl olmaz." (Buhârî, Edeb, 57) buyurmuştur. Allah Resûlü, hastaları ziyarete önem verir; bunun, Müslümanlar için bir vazife olduğunu bildirirdi.

Zaman
Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yerel Haberler

En Çok Okunan Haberler

www.haber16.org - HABER16 - 2010
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Haber 16 | |

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi